İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Hikmet Damlaları – Ocak 2018 Hikmet Damlaları Full view

Hikmet Damlaları

Hikmet Damlaları – Ocak 2018

Hikmet Damlaları

MAHMUD USTAOSMANOĞLU
(kuddise sirruhû)
أَعُوذُبِاللّٰهِمِنَالشَّيْطَانِالرَّجِيمِ   بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُلِلَّهِالَّذِيهَدَانَالِهَذَاوَمَاكُنَّالِنَهْتَدِيَلَوْلَاأَنْهَدَانَااللَّهُلَقَدْجَآءَتْرُسُلُرَبِّنَابِالْحَقِّ
صَلوُّا عَلىٰ رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ: اللهم صل على سيدنا محمد وعلى آل سيدنا محمد.
صَلوُّا عَلىٰ شَفِيعِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ: اللهم صل على سيدنا محمد وعلى آل سيدنا محمد.
صَلوُّا عَلىٰ طَبِيبِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ: اللهم صل على سيدنا محمد وعلى آل سيدنا محمد.

Haşr Sûresi 18-19. Âyet-i Kerimeler

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمْ
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ (81) وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنْسَاهُمْ أَنْفُسَهُمْ أُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (91)

Allah Teâlâ’nın emrini öğrenmek için, O’nun evinde toplanan Müslümanlar!
Mevlâ Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri kullarına tenbih buyuruyor. O niyet ile dinleyelim ve dinlediğimizden ders ve öğüt alalım!
“Kulak ki öğüt almaya her dinlediğinden, akıt ona kurşunu sen hem deliğinden!”

يَسْمَعُ آيَاتِ اللَّهِ تُتْلَى عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ
مُسْتَكْبِرًا كَأَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

(يَسْمَعُ) İşitir (آيَاتِ اللَّهِ) Allah Teâlâ Hazretlerinin ayetlerini (تُتْلَى عَلَيْهِ) kendi üzerine (kendine karşı) okunuyor (ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا) sonra kibirlenerek ısrar eder. Yani günahlarına devam eder, Allah Teâlâ’ya isyan eder (كَأَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا) sanki onları işitmemiştir (فَبَشِّرْهُ) artık onu müjdele (بِعَذَابٍ أَلِيمٍ) ziyade elem verici bir azap ile.1

Dinleyelim! Fakat itaat edelim (سَمِعْناَ وَأَطَعْناَ) yani “İşittik ve itaat ettik” diyelim, (سَمِعْناَ وَعَصَيْناَ) yani “İşittik ve isyan ettik” demeyelim; zira böyle diyenler, Kur’an-ı Kerim’de zemolunuyorlar.

وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَكِنْ لَعَنَهُمُ اللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

(وَلَوْ أَنَّهُمْقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا) Ve eğer onlar (Yahudiler) deselerdi: “İşittik ve itaat ettik (وَاسْمَعْ) sen de (Ya Muhammed! sallallâhu aleyhi ve sellem) Bizim sözümüzü işit  (وَانْظُرْنَا) ve bize nezaret et (bak)” (لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَأَقْوَمَ) elbette onlar için daha hayırlı ve daha adaletli, daha doğru olurdu (وَلَكِنْ لَعَنَهُمُ اللَّهُ) lâkin Allah Teâlâ Hazretleri onlara lânet etti (بِكُفْرِهِمْ) küfretmeleri sebebiyle (فَلَا يُؤْمِنُونَ) iman etmezler (إِلَّا قَلِيلًا) azı müstesna.2 (Abdullah ibni Selâm radıyallâhu anh ve ashabı gibi)

Suç bu tarafındır. Suç insanındır. Mevlâ Teâlâ’nın suçu yok! Kullarına imkânlar verdi, eğer insan o imkânları kullansa, dünyada da ahirette de yüzük ak olur. Her dinlediğimizden ibret almalı ve vaazlanmalıyız. Uslanmalıyız, ahlâkımızı da güzele doğru götürmeliyiz. İnsan daima ahlâkını murâkabe altında tutmalı; İyiye doğru mu gidiyor, kötüye doğru mu? Eğer iyiye gidiyorsa şükretmeli, kötüye gidiyorsa tövbe etmeli, istiğfarda bulunmalı, hallerini ıslaha çalışmalıdır.

Şimdi dersimizin esas ayetlerine başlayalım:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

(يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا) Ey iman edenler! (اِتَّقُوا اللَّهَ) Allah Teâlâ (celle celâluhû) Hazretlerinden korkunuz. Dünya ve ahiret onundur, hepimizi O yaratmıştır, hepimizi O rızıklandırıyor. Ahirette sonsuz mükâfatı ancak O verebilir. Ahirette sonsuz cezayı da ancak O verebilir. Binaenaleyh Mevlâ Teâlâ’yı hiç unutmamalıyız. Daima ona karşı; edebimizi, saygımızı muhafaza etmeliyiz, yine de edebimiz ve saygımız yoktur bilmeliyiz. (وَلْتَنْظُرْ) Baksın (نَفْسٌ) her bir nefis, yani, mükellef her insan; erkek olsun, kadın olsun, zengin olsun, fakir olsun, ihtiyar olsun, genç olsun, âmir olsun, memur olsun hepsi içinde. Her ne kadar hitap Müslümanlara ise de, her nefis sahibi bu hitabın içindedir. Neye baksın? (مَا قَدَّمَتْ) Hangi şeyi takdim etmiş (لِغَدٍ) yarın için. Yani yarınki gün kadar yakın olan ahiret için ne hazırlamış, ne göndermiş ona baksın!3

Kardeşlerim! Dünyada az çok, küçük-büyük bir ev, bir yuva sahibi olduk. Kabımız, kaçağımız, koltuğumuz, sandalyemiz, halımız, kilimimiz oldu. Hayatımızın devam etmesi için lazım gelen yiyecek ve içeceğimiz yoluna girdi. Fakat bu dünyadan ayrıldıktan sonra evvela âlem-i berzah denilen kabir âlimine uğranılacak. Bir müddet orada kalınacak. Kabir hakkında Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır:

إِنَّمَا القَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الجَنَّةِ أَوْ
حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النِّيراَنِ

“Kabir (mezar) ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”4

Ölüm; Hakiki insan olan ruh’un bedenden ayrılmasıdır. Beden mezara konuluyor, toprağa veriliyor, toprakta çürüyor, toprak oluyor. Bazı bedenler vardır ki çürümezler, o da ayrı. Şu ayet-i kerime; çürüsün, çürümesin bedenlerin tekrar diriltileceğine kat’i delildir.

مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا
نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَىٰ

(مِنْهَا) Ondan (topraktan, yerden) (خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا) sizi yarattık ve ona (toprağa) (نُعِيدُكُمْ) sizi döndüreceğiz (وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ) ve ondan (topraktan) sizi çıkartacağız (تَارَةً أُخْرَىٰ) tekrar bir daha.5

Beden çürüyüp toprak olacak ama ruh’un bir zerresi kopmayacak aynen olduğu gibi kalacak. Bu hususta Abdullah İbni Ömer’den (radıyallahu anh) rivayet edilen bir hadis-i şerif şöyledir:

إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا مَاتَ عُرِضَ عَلَيْهِ مَقْعَدُهُ بِالْغَدَاةِ وَالعَشِيِّ إِنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ فَمِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ وَإِنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَمِنْ أَهْلِ النَّارِ فَيُقَالُ هَذَا مَقْعَدُكَ حَتَّى يَبْعَثَكَ اللَّهُ يَوْمَ القِيَامَةِ

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyorlar: “Muhakkak sizden biriniz öldüğü zaman; Ona sabah-akşam gideceği yer, eğer Cennetlik ise Cennetteki yeri ve eğer cehennemlik ise Cehennemdeki yeri gösterilir. Allah Teâlâ (celle celâluhû) seni kıyamet gününde diriltinceye kadar: “Bu senin gideceğin yerdir,”denir.6

Ruhun çürümekle alakası yok. İyi insanın ruhu beden dirilinceye kadar Cennet bahçelerinde dolaştırılır. Kötü insanın ruhu ise beden dirilinceye kadar Cehennem çukurlarında dolaştırılır. Hakiki Cennet’e girmek ve hakiki Cehennem’e girmek ancak beden diriltilip, hesap görüldükten sonra olacaktır.

النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ

(اَلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا) Ateş ki; Firavun ve ashabı üzerine arz olunur, gösterilir (غُدُوًّا وَعَشِيًّا) sabah ve akşam (وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ) kıyamet kâim olacağı günde de (أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ) Firavun’un ehlini girdirin denilir (أَشَدَّ الْعَذَابِ) en şiddetli azaba.7

Gördünüz mü? Bir müddet kabir alemine uğranılacak, ondan sonra kâinat yıkılacak, herkes kabirlerinden çıkarılıp Huzuru İlâhiye’ye getirilecek. O makamda; Muhasebeler, muhakemeler, birbirlerine hakların ödenmeleri var. Mahşere ait işler bittikten sonra; Salih mü’minler ve Allah (celle celâluhû) dostları, Peygamberimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sancağı şerifi altında toplanacaklardır ve orada gölgeleneceklerdir. Mahşerin sıcaklığı, güneşin tavan misâli alçalıp beyinleri kaynatması, onlara te’sir etmeyecektir. Sair mahşer ahalisi ise; Ter göllerine batıp, sıkıntı çekeceklerdir. Daha sonra:

فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ

“Bir fırka Cennette ve bir fırka da Cehennemdedir,”8 Ayet-i Kerimesi hükmünce mahşer ahalisi ikiye ayrılır. Üçüncü bir yer yok; Ya Cennet, ya Cehennem! Her ne kadar Cennet ile Cehennem arasında Araf’ta bir fırka varsa da, onlar da neticede Cennete gireceklerdir.

Söz şuradan açılmış idi; dünyada bir şeyler kazandık lakin ahirette bir çöpümüz var mı? Efendi Babam (Ahıskalı Ali Haydar Efendi kuddise sırruhu) buyururlar ki;

“Ahiret kupkuru bir diyardır, yerinden bitmiş bir ot dahi yoktur, hepsi buradan gidecektir.” Nasıl olacağını sorarsan? Dünyada yapacaksın, orada bulacaksın!

Rasulüllâh (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “Cenette ağaç dikin” Ashab-ı Kiram (radıyallahu anh) sordular: “Nasıl dikelim ya Rasulallâh” o zaman Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):

سُبْحَانَ اللَّهِ وَالحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ

“Tesbih-i şerifini okuyarak buyurdular.”9 Bu tesbih ile kullar Hak (celle ve alâ) Hazretlerini nekaisden (noksandan) tenzih ediyorlar. Burada, yani bu dünyada tesbih suretinde okumak, ahirette ağaç ve çiçek suretinde olacaktır.

Yine şöyle buyruluyor: “Namaz Cennetin nurudur, gece ibadetleri, gece uyanıp kalkmalar ve teheccüd namazları Cennette hûrilerdir.”

O halde; Önce iman! Ehli sünnet vel-cemaat alimlerinin beyan ettiği şekilde inancı, itikadı tashih, sonra fukaha-i izâmın beyanatı üzere ibadet edip, haramlardan ve şüphelilerden kaçmakla ahirette bizim için büyük bir hayat hazırlanmış olur.

İşte iman! En mühimmi o kişide iman varsa sonu Cennettir. Velev bu iman iğnenin ucu kadar zayıf da olsa.

Enes (radıyallahu anh), Efendimizden (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle naklediyor:

يَخْرُجُ مِنَ النَّارِ مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَفِي قَلْبِهِ وَزْنُ شَعِيرَةٍ مِنْ خَيْرٍ وَيَخْرُجُ مِنَ النَّارِ مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَفِي قَلْبِهِ وَزْنُ بُرَّةٍ مِنْ خَيْرٍ وَيَخْرُجُ مِنَ النَّارِ مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَفِي قَلْبِهِ وَزْنُ ذَرَّةٍ مِنْ خَيْرٍ

وَفىِ رِواَيَةٍ إِيمَانٍ مَكَانَ خَيْرٍ

“Kim ki; “Allahtan başka ilâh yoktur,” deyip kalbinde bir arpa ağırlığında hayır bulunursa Cehennemden çıkar, yine “Allahtan başka İlâh yoktur,” deyip kalbinde bir buğday ağırlığında hayır olan Cehennemden çıkar. Yine “Allahtan başka ilâh yoktur” deyip de gönlünde zerre kadar hayır olan Cehennemden çıkar.”10

Hadis-i Şerifin diğer bir rivayetinde “hayr” kelimesi yerine “iman” kelimesi nakledilmiştir.

Bu hadis-i şerifte büyük müjde vardır. O halde; kulları çok korkutmamalı, bununla beraber çok da ihtiyatlı davranılmalıdır. Zira Cehennemde çok sıkıntılar vardır. Kimi Cehennemde bir nefes durur, kimisi bir dakika, kimisi bir saat, kimisi bir gün, kimi bir hafta, kimi bir ay, kimi bir sene, kimi daha fazla, âsi mü’minlerden, bir lahzadan tutta yedi bin seneye kadar Cehennemde kalanlar olacaktır. Bir mü’min Cehennemde kalsa kalsa en fazla “yedi bin sene kalır” sözü Ruhul Beyan tefsirinde görüldü. Bu İmam-ı Gazali’ye (rahimehullah) sorulmuş ve böyle bir cevap vermiş diye naklediliyor.

Ya Rab! Bizleri Cennete ilk girenlerle beraber eyle. Amîn!.

Küçük günahlar sebebiyle azap çekmek mümkün olabileceği gibi, büyük günahlardan da af mümkündür, Ama insan olana, ayık olana, ihtiyatlı hareket etmek lazımdır.

Ayetimize gelelim; dersimizin ilk ayeti:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

(يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا) Ey iman edenler! (اِتَّقُوا اللَّهَ) Allah Teâlâ Hazretlerinden korkunuz (وَلْتَنْظُرْ) Baksın (نَفْسٌ) her bir nefis, yani, mükellef her insan; erkek olsun, kadın olsun; zengin olsun, fakir olsun, ihtiyar olsun, genç olsun, âmir olsun, memur olsun hepsi içinde. Her ne kadar hitap Müslümanlara ise de, her nefis sahibi bu hitabın içindedir. Neye baksın? (مَا قَدَّمَتْ) Hangi şeyi takdim etmiş (لِغَدٍ) yarın için. Ayet-i kerimenin buraya kadar olan manası yukarıda zaten verilmişti.11

Malum ahiretin her şeyi buradan kazanılıyor. Ahirette yeniden çalışıp kazanmak yok. Bir insan ahirette kendini fakir bulunca diyemez ki; ben alışveriş edeyim de geçineyim; zira orada böyle bir şey yok. Diyemez ki kapıcılık edip de geçineyim, çünkü orada kapıcılık yok. Diyemez ki! Bekçilik yapayım da geçineyim, çünkü orada bekçilik yok. Diyemez ki tarla kazayım da geçineyim, çünkü orada tarla kazmak yok ve yine diyemez ki bir dostumdan yer alayım, zira orada alış-veriş de yok.

Şu ayet-i kerime yukarıda söylenenleri ispat eder:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ

(يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا) Ey iman edenler! (أَنْفِقُوا) infak ediniz (مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ) size rızık olarak verdiğimiz şeylerden (مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ) o günün gelmesinden evvelki (لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ) o günde ne bir alış-veriş, ne dostluk, ne de şefaat vardır. (وَالْكَافِرُونَ) Kâfirler; Onlar, nefislerine zulmedenlerdir.12

Diğer bir ayet-i kerimede ise şöyle buyruluyor:

قُلْ لِعِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا يُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَالٌ

(قُلْ) Habibim söyle! (لِعِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا) İman etmiş kullarıma (يُقِيمُوا الصَّلَاةَ) namazı kılsınlar (وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ) ve infak etsinler kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden (سِرًّا وَعَلَانِيَةً) gizli ve aşikâr olarak (مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ) öyle bir günün gelmesinden evvelki (لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَالٌ) o günde ne bir satış vardır ne de bir dostluk.13

Dikkat edilirse ayet-i kerimenin ilk cümlesi: “Kullarıma söyle namaz kılsınlar”dır. Yani namazları vakitlerinde ve mîrac sırrına vâkıf olarak kılsınlar. Kul namaza durduğu zaman Mevla ile arasındaki bütün perdeler kalkar ve Hak (celle ve âlâ) kuluna tecelli eder.

Ya Rabbi! Bizi sen uyandır! Dünya ve ahirette bizi kitabından ayırma! Bizi ona hâdim eyle, hizmetçi eyle! Hizmetlerimizi de senin istediğin gibi yapmayı nasîb eyle! Şöyle ki; siyasete, riyasete karışmadan, koltuk ve makam davalarını düşünmeden nasîb eyle! Amin! Bunu size vasiyet ediyorum. Kimseye aldanmayın, kimse sizi aldatmasın.

Bu ayet-i kerimeye münasip başka tenbihler de vardır. Meselâ Zümer Sûresinin şu ayetleri:

وَأَنِيبُوا إِلَى رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا لَهُ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ (45) وَاتَّبِعُوا أَحْسَنَ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ بَغْتَةً وَأَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ (55) أَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَاحَسْرَتَا عَلَى مَا فَرَّطْتُ فِي جَنْبِ اللَّهِ وَإِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِرِينَ (65) أَوْ تَقُولَ لَوْ أَنَّ اللَّهَ هَدَانِي لَكُنْتُ مِنَ الْمُتَّقِينَ (75) أَوْ تَقُولَ حِينَ تَرَى الْعَذَابَ لَوْ أَنَّ لِي كَرَّةً فَأَكُونَ مِنَ الْمُحْسِنِينَ (85) بَلَى قَدْ جَاءَتْكَ آيَاتِي فَكَذَّبْتَ بِهَا وَاسْتَكْبَرْتَ وَكُنْتَ مِنَ الْكَافِرِينَ

Ve Rabbinize dönün ve O’na teslim olun, size azap gelmeden evvel. Sonra yardım olunmazsınız.14

Ve Rabbinizden sizin için indirilmiş olanın en güzeline tâbi, olunuz! Size, siz farkında olmadığınız halde ansızın azap gelmeden evvel.15

İnsanın vaktiyle gözünü açması lazımdır. Şu dünyanın on paralık zevklerine aldanmamalı. Balık misâli; oltadaki yeme takılmamalı. Büyük adam olalım. Büyük adam odur ki; dünyanın tarafına bakmaz. Ama çoluk çocuğu da ziyan etmez. Rızkı için çalışır, vatanını korur, askerliğini yapar, bu da mühim bir iştir. Yunan ve onun gibi düşmanlar oradan bakıyorlar. Doğru, dürüst, şuurlu ve uyanık bir Müslüman olmak lazım. Kimseye eziyet ve haksızlık etmemeli. Bütün kullar Allah’ındır, ve Allah Teala (celle celâluhû) hiç birine haksızlığa razı değildir.

Her nefsin: “Allah’a karşı yaptığım kusurlardan dolayı eyvah bana yazıklar olsun ve ben müstehzilerden olmuş idim”16 demesinden evvel insan hâlini ıslah etmelidir.

Yani Allah Teâlâ bana en yüksek makamlara çıkacak imkânlar bahşetti; ben ise o imkanlara baş vurmadım. Şimdi ise Mevlâ’nın indi manevîsinde çok geri kalmam sebebiyle: “Ey hasretim   Ey helâkım! Neredesin gel” diye feryâd ediyorum. Mevla bana imkanlar lûtfettiği zaman ben maskaralık edicilerden olmuştum. İşte bu alay ve istihza var ya insanda iman bırakmaz. Sen ne ile oynuyorsun, ne ile alay ediyorsun! Tam alay edilecek şey buldun! Yazık!

Her nefsin: “Şüphe yok ki, eğer Allah (celle celâluhû) bana hidayet etse idi elbette ben müttakîlerden olurdum.”17 Demesinden evvel uyanması lazımdır. Yani namazı terk etmezdim, farz olan haccımı terk etmezdim, zekâtı terk etmez ve bunları yapanlarla da alay etmezdim.

Sure-i Zümer’in bahis konusu ettiğimiz 58. Ayet-i kerimesine geçmeden evvel, Sure-i Müddessir’in şu ayetlerini okumak yerinde olur.

كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

“Her nefis kazanmış olduğu günah
sebebiyle hapsolunmuştur.”
18

إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ

“Eshab-ı yemin, yani amel defterlerini sağ tarafından alacak olan ehli iman müstesna.”19

فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءَلُونَ

“Onlar, Cennetlerdedirler,
birbirilerinden sorarlar.”
20

عَنِ الْمُجْرِمِينَ

“Günahkârlardan.”21

مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ

“Sizi Cehennemde bulunmaya
ne şey sevk etti?”
22

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

“Biz namaz kılıcılardan olmadık. Yani dünyada iken namazın farziyetine itikat etmedik.”23

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ

“Ve yoksullara yemek yedirir de olmadık.”24

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ

“Ve biz batıla dalanlar ile beraber
dalar kimseler olmuştuk.”
25

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ

“Ve biz ceza gününü tekzib eder olmuştuk.”26

حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ

“Tâ ki Bize ölüm geldi.”27

Sure-i Zümer’in 58. Ayeti kerimesine gelelim: “Ve yâhut azabı gördüğün zaman: Keşke benim için bir kere daha dünyaya dönmek olsa idi de iyi işler işleyenlerden, yani Muhsinlerden olsa idim.”28

İşte insan bunları demeden evvel uyanmalıdır. İnsan ahirette bu temenniler içerisinde bocalar iken Mevlâ Teâlâ o’na şöyle cevap verecek: “Hayır. Muhakkak sana ayetlerim gelmişti de, sen onları tekzîb ettin, kibirlilik tasladın ve kâfirlerden oldun.29

İşte ey mü’minler! İş bu raddeye gelmeden Mevlâ’mızın emirlerini tutalım. Herkes “Yarın için ne hazırlamış olduğuna baksın,”30 haberine dikkat etsin. Fırsat elden çıkmadan yapacağımızı yapalım. Dünyanın rütbesi, siyaseti bizi aldatmasın. Nice kimseler toprak altında feryâd ediyorlar. Kafalarını mezarlarının duvarlarına vuruyorlar; nice nimetler dünyada bize verilmiş iken, vaktinde tedarik edemedik pişmanlığı içinde kıvranıyorlar.

Esas ders ayetlerimize dönelim. Birinci ayet-i kerimenin devamı: Allah Teala’dan korkun! Bu takva emri bu ayet-i kerimede iki defa tekrar edilmiştir. Birincisi emirleri tutmamıza, ikincisi kötülüklerden kaçmamıza işarettir. Cenab-ı Hak (celle ve alâ) iyilikten ve kötülükten ne yapıyorsak hepsini görüyor. Mevlâ uyumaz. O’na duvar tesir etmez. Dağlar tesir etmez. O’nun için uzaklık yakınlık yoktur. O’na mani olan olmaz. Zamandan ve mekândan münezzeh olduğu halde, kâinatın ve bütün mahlûkâtın her zerresiyle beraberdir.

إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

“Muhakkak Allah Teâlâ sizlere rakîb’tir.”31  Yani sizi gözetleyicidir, mealindeki ayet-i kerime bu davamızı ispat eder.

وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Allah’tan korkun. Muhakkak Allah (celle ve alâ) ne yapar olduğunuzdan ziyade haberdârdır.”32

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنْسَاهُمْ
أَنْفُسَهُمْ أُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

(وَلَا تَكُونُوا) Olmayınız (كَالَّذِينَ) ol kimseler gibi ki (نَسُوا اللَّهَ) Allah Teâlâ’yı unuttular, (فَأَنْسَاهُمْ أَنْفُسَهُمْ) Allah Teâlâ Hazretleri de onlara kendi nefislerini unutturdu.”33
Namaz kârını, oruç kârını, hac ve zekât kârlarını gece namazı kârını ve diğer kârların hepsini unutturdu. Kârını unutan adam artık kuru odun gibi yaşar. Meşe odunu gibi, hâlis pelit! Sonra ahirete gider. Meşe odunu neye yarar bilirsiniz…

(أُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ) işte onlar fasıkların tam kendileridir.34

Ya Erhamerrahimin!
Ya Erhamerrahimin!

Ya Erhamerrahimin!
Tut elimizden, yardım eyle bize, kusurlarımızı affet.
Bundan sonra kusur işlemekten muhafaza eyle.
İlim, amel, ihlası cem etmeyi nasib eyle.
Gecmişlerimize rahmet eyle.
Dualarımızı fazlınla kabul eyle.

AMİN.

Dipnotlar

1) Câsiye suresi, 8
2) Nisâ suresi, 46
3) Haşr suresi, 18
4) Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyame: 26, No: 2460, 4/639. Hakim, Müstedrek, No: 7909, 4/320. Taberani, Evsat, No: 8613, 8/272. (النيران) lafzı için bakınız: Ebu Tahir es-Silefi, Meşihat’ül-Bağdadiyye, No: 64, 1/74.
5) Tâ-Hâ suresi, 55
6) Buhârî, Cenaiz, 88
7) Mü’min suresi, 46
8) Şûra suresi, 7
9) Tirmizi, Deavat, 83.
10) Buhari, Rikak, 51; İman, 15
11) Haşr suresi, 18
12) Bakara suresi, 254
13) İbrahim suresi, 31
14) Zümer suresi, 54
15) Zümer suresi, 55
16) Zümer suresi, 56
17)  Zümer suresi, 57
18) Müddessir suresi, 38
19) Müddessir suresi, 39
20) Müddessir suresi, 40
21) Müddessir suresi, 41
22) Müddessir suresi, 42
23) Müddessir suresi, 43
24) Müddessir suresi, 44
25) Müddessir suresi, 45
26) Müddessir suresi, 46
27) Müddessir suresi, 47
28) Zümer suresi, 58
29) Zümer suresi, 59
30) Haşr suresi, 18
31) Nisa suresi, 1
32) Haşr suresi, 18
33) Haşr suresi, 19
34) Haşr suresi, 19