İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Aralık 2017 ismailaga-kursusunden Full view

İsmailağa Kürsüsünden – Aralık 2017

أَعُوذُبِاللّٰهِمِنَالشَّيْطَانِالرَّجِيمِ     بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينْ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلَهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ
وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ1
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ2

Cemât-i Müslimîn İhvân-ı Dîn.

Dünya kurulalı beri iki yol ve bu iki yolun yolcusu olagelmiştir. Birincisi hak yoldur. Hak Teâlâ’nın yoludur.  Sırât-ı Müstakîmdir, bu yolun yolcuları vardır.

Diğeri ise batıl yoldur. Batıl kafalıların yoludur, Şeytanın yoludur. Şeytanlaşmış insanların yoludur. Bu yolun da yolcuları bugüne kadar olagelmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Biz devamlı, her dâim kendimizi murakabe ve kontrol altında tutmalıyız. Hak yoldan, hak ve hakikatten, sırât-ı müstakîmden ve bu yolun yolcularından hiçbir zaman ayrı düşmemeye çalışmalıyız. Hep hak üzere olmalıyız. Hep adalet üzere olmalıyız. Hep hidayet ve istikamet üzere olmalıyız. Asla zalimleşmemeliyiz. Zalimlerden olmamalıyız. Zalimlerle olmamalıyız. Zulüm yolunda, küfür yolunda, fısk, fucur, inkar, tuğyan yolunda ve bu yolu yürüyenlerin arasında, yanında asla olmamalıyız. Esteuzü billah:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ….

Ey müminler kendinize dikkat edin!3

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا…

Ey müminler başta şahsınızı, peşinden aile efradınızı ateşten koruyun!4 Ateşe giden yoldan koruyun! O yoldan korunun! Sonu ateş olan yoldan kaçın!

Ey Müslümanlar! Zalim olmayacağız. Zalimlerle beraber de olmayacağız. Çünkü

المَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ

Kişi sevdiği ile beraberdir.5 Kendi iddiasına göre karıncayı incitmemiş ama zalimlerle gönül birliği, iş birliği içinde olmuş bir insan, isterse hiç karınca incitmesin, zalimlerin tâ kendisidir. Onun için devamlı nefsimizi, ailemizi, ulaşabildiklerimizi zalim olmamak ve zalimlerle olmamak hususunda  takip ve kontrol altında bulundurmalıyız.

Ey Müslümanlar! Sırât-ı Müstakîm’den sapmamalıyız. Sırât-ı Müstakîm’den çıkmamalıyız Sırât-ı müstakîm Allah Tealâ’nın yoludur, bu yolun kervanında olmalıyız. Bu kervandan ayrı kalmamalıyız. Bu yolun yürüyenleri ile beraber bu yolun yürüyeni olmalıyız.

Allah Tealâ’ya sırât-ı müstakîm’den ulaşmalıyız. Mutlaka herkes Allah Tealâ’ya ulaşacaktır. Ama kimisi Rahmân Tealâ’ya Rahmân’ın yolundan ulaşıyor, kimisi Rahmân’a Şeytanın yolundan ulaşıyor. Biz kendimizi, ulaşabildiklerimizi koruyacağız. Devamlı nefs muhasebesi yapacağız. Zalimden yana mıyız? Zalim miyiz? Zalimin yanında mıyız? Yoksa mazlum muyuz? Mazlumun yanında mıyız? Biz kimiz? Biz neredeyiz? Bunun muhasebesini yapacağız.

Dünyanın bir ucunda bir zalimlik yapılır, sen burada o zulme karşı olursan, o mazlumların yanındasın! Ama dünyanın bir ucunda bir zulüm işlenir, o zulme sen eğer destek olursan veya o zulme ilgisiz, alakasız kalırsan, orada o zulmü yapan zalimlerden olursun! Allah korusun!

Bu bakımdan zalimlerden uzak, zalimlerden berî ve mazlumların, mağdurların, masumların yanında, onların arasında ve gerektiğinde onların yardımında olmalıyız. Zulüm çorbasında bizim tuzumuz olmamalı! Bu ateşte bizim hiçbir katkımız olmamalı!

Ey Müslümanlar! Şu mübarek günlerde, bizden çok uzaklarda, Arakan denilen bölgede, dinsizler yine Müslümanlara, zavallı insanlara saldırdılar, öldürdüler. Zalimlerden kaçarken nehirde boğulanlar oldu, kaçamayanlar arasında diri diri yakılanlar oldu. O bölgede böyle ağır bir zulüm işleniyor.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor ki: “Ümmetim dünyada çekeceğini çekecek ahiret ümmetimin olacak.”6 Bu böyle bir kanuni ilahi. Ancak bu hiçbir zalime zulüm hakkı vermez. Zulmeden zalim insandır, mel’un insandır. Zalimi lanetlemeliyiz, Zulmü lanetlemeliyiz. Mazlumun yanında olduğumuzu göstermeliyiz.

وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ

Okuduğum ayeti kerimede Cenâb-ı Hak buyuruyor: (وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا) Allah Teâlâ’yı habersiz sanma (عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ) Zalimlerin yaptıklarından Mevlâ’yı habersiz sanma! Neden onlara Mevlâ müsaade ediyor, müdahale etmiyor? (إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ) Ancak onları tehir ediyor Cenâb-ı Hak. (لِيَوْمٍ) Bir gün için ki (تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ) O gün korkudan gözler yerinden fırlar.7 O güne onların hesabını bırakıyor. Bir de bu zulüm mekanizması çalıştığında Allah Teâlâ diğer insanları imtihan ediyor. Zulüm ortamında, zulme karşı, zalime karşı şu, bu, o, biz, siz, onlar. Ne yaptınız acaba? Tavrınız ne oldu? Herkes eteğindeki taşı dökmüş oluyor.

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ

Okuduğum hadis-i şerifte de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor: (مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا) Her kim bir münker, bir kötülük, bir zulüm, bir isyan gördüğü zaman (فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ) hemen eli ile, elindeki imkanlarla onu değiştirsin. O zulme, o haksızlığa müdahaleetsin. İlgisiz ve alakasız kalmasın. (فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ) Elinden gelen bir şey yoksa (فَبِلِسَانِهِ) o zaman dili ile zulme engel olmaya çalışsın. Dilinden geleni yapsın. Sözü ile, zalimi ikna etmekle veya insanları zalime karşı teşkilatlandırmakla engel olmaya çalışsın! Elin yapamadığı çok şeyler vardır ki, onu dil yapar. (فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ) Dili ile yapacağı bir şey yoksa, öyle bir ortamda ki, elinin yapacağı bir şey yok, dilinin yapacağı da bir şey gerçekten yok. İnsan yapacağını yapmaz da miskin miskin durur, o başka meseledir. Gerçekten eli ile, dili ile bu zulme, bu haksızlığa karşı bir şey yoksa o zaman (فَبِقَلْبِهِ) kalbi ile o zulme karşı yapacağını yapsın. Bu hadis-i şerif üzerinde çok durmak lazım. Eliyle ve diliyle engel olamıyorsa o zaman kalbiyle o zulmü değiştirsin. Nasıl değiştirecek? Kalbi ile ne yapabilir insan? O zulme ve zulmü yapanlara ve zulmü alkışlayanlara, zulme sessiz kalarak destek olanlara kalbinden lanet okuyacak.

İllaki bir şey yapacaksın! Zulme ve zalime karşı mutlaka bir şey yapacaksın. Eğer yapmazsan zalimlerle beraber olursun. (وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ) ama bu yani kalbiyle zulme karşı olmak lanet okumak, imanın en zayıfıdır.8

Bir müslümanın bu kadar bir acze düşmesi gerçekten büyük bir zâfiyettir. Müslüman eliyle bir zulme, bir münkere, bir kötülüğe bir şey yapabilmeli. O olmazsa diliyle yapabilmeli. O da olmazsa son radde, kalbiyle o zulmü, zalimi, zalimleri bütün envai çeşitleriyle zalimleri lanetlemelidir. Asla ve asla o zalimlere kalbinde bir meyil, bir muhabbet, bir merhamet beslememelidir. Bu imanın en zayıfıdır. Bu olmadığı takdirde elinle zalime dur diyemedin, dilinle zalime dur diyemedin, gönlünle de zalime lanet etmediğin takdirde artık demekki iman faslı bitmiş demektir. Allah korusun.

Dipnotlar

1) İbrahim Sûresi: 42.
2) Müslim, İman: 78, No: 49, 1/69.
3) Maide Sûresi: 105.
4) Tahrim Sûresi: 6.
5) Buhari, Edeb: 96, No: 5816, 5/2283.
6) Bu mana için şu hadisi şerife bakınız: Ebu Davud, Fiten: 7, No: 4278, 2/507.
7) İbrahim Sûresi: 42.
8) Müslim, İman: 78, No: 49, 1/69.