İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Kasım 2017 ismailaga-kursusunden Full view

İsmailağa Kürsüsünden – Kasım 2017

أَعُوذُبِاللهِمِنَالشَّيْطَانِالرَّجِيمِ     بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينْ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلَهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللَّهِ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ

Okuduğum ayet-i kerimede Cenab-ı Hak (celle celâluhû) buyuruyor: (إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا) İman edip hicret edenler, (وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ) Allah (celle celâluhû) yolunda cehd-u gayret gösteren, Allah’ın dinini yaşayalım, yaşatalım, Cenâb-ı Hakkın dinini yayalım diye cehd gösterenler, zorluklara düşenler, zahmetler çekenler, yaralananlar, berelenenler (أُولَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللَّهِ) Bunlar Allah’ın rahmetini bekliyorlar. Allah’ın rahmeti bunları bekliyor. (وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ) Allah Tealâ Ğafur ve Rahîm’dir.1

Cemât-i müslimîn ihvân-ı dîn. Kürsüde ifade etmeye, anlatmaya çalıştığımız Ehlisünnet hususu ile ilgili bir ayet-i kerimeyi daha okumak isterim.

وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

Bu ayet-i kerimenin sonunda müjde şöyle: Allah Tealâ bir kısım kulları hakkında buyuruyor ki;
(رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ) Allah onlardan razı oldu.
(وَرَضُوا عَنْهُ) Onlar da Allah Tealâ’dan razı oldular.
(وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ) Onlar için Allah Tealâ cennetler hazırladı.
(تَجْرِي) Akmakta (تَحْتَهَا) altlarından (الْأَنْهَارُ) nehirler.
(خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا) Orada temelli, muhallet, müebbet kalıcı oldukları halde girecekler.

Kim bunlar peki ey Müslümanlar? Ayetin evvelinde bunlar üç şeyi başaran insanlar, üç şeyi kendisinde bulunduran, üç vasfa sahip olanlar. 1- (وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ) Yani muhacir Mekke’den Medine’ye hicret eden, daha sonra Medine’i Münevvere’ye hicret eden diğer sahabeler, Hicret Mekke’nin dışından da olabiliyor. Bu muhacir hicret eden Müslümanlardan Sabikun yani Evvelûn başı çekenler, en önce İslamiyete giren ilk Müslüman ve arkasından muhacir olanlar. Kim bunlar? En başta Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Müslümanların ilki olmakla emrolundum buyuruyor. Ve peşinden bütün o muhacir Müslümanlar. Ondan sonra (وَالْأَنْصَارِ) yardımcılar. Yani Mekke’den ve etraftan dini, imanı, inancı uğruna Medine’ye hicret eden Müslümanlara kucak açan, onları barındıran, her şeylerini onlarla paylaşan, bölüşen fedakar, cömert, misafirperver, kadirşinas Medine’li Müslümanlar, yani Ensar.

Başka? (وَالَّذِينَ) o kimseler ki bakın! İslâm’a uyanlar demiyor Cenâb-ı Hak. Üçüncü grup, o kimseler ki Allah Tealâ’nın razı olduğu, Allah’tan razı olan ve kendileri için ebedi kalacakları cennetler hazırlanan kimseler Muhacirler, Ensar bir de diğer Müslümanlar demiyor Cenâb-ı Hak. (اتَّبَعُوهُمْ) O kimseler ki Muhacirin ve Ensara tabi olanlar. Muhacirin ve Ensara bağlı olanlar. Muhacirin ve Ensarı izleyenler (بِإِحْسَانٍ) çok güzel bir şekilde, hiç onların yolundan sapmadan, dikkat edin Allah Tealâ Muhacirler, Ensar ve kıyamete kadar bütün Müslümanlar demiyor, Ya? Muhacirler, Ensar ve çok güzel bir şekilde Muhacir ve Ensarı izleyenler, onlara uyanlar, onlara tabi olanlar. Yani Rasulüllâh’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabeye tabi olanlar. Onlara bağlı olanlar, onların yaptığı gibi kulluk ve ümmetlik yapanlar. Kullukta ve ümmetlikte Kur’an-ı Kerim’i, dini anlama ve yaşamada ensarıyla, muhaciriyle sahabe efendilerimize, başta onları yetiştiren Rasulüllâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimize bağlı Müslümanlara bu mükafat vaad ediliyor.

İşte Cenab-ı Hakk’ın bizden razı olması vereceği mükafatlara bizim razı olmamız ve o altlarından nehirler akan cennetlerde muhallet ve müebbet kalabilmemiz güzelce Muhacirin ve Ensara bağlı kalmamıza bağlıdır.

Ey Müslümanlar, Hicri yılbaşı denince hicretle başlıyor bu yıl demektir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mekke’i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicreti öyle büyük bir hadise ki, bu bir milat oluyor, bir dönüm noktası oluyor ve İslam dininde takvimin başlangıcı, senenin başlangıcı oluyor. Bu bakımdan hicreti iyi anlamaya çalışmalıyız. Hicreti biz de yapmalıyız.

Bakınız bir ayet-i kerîmesinde Cenâb-ı Hak (celle celâluhû) buyuruyor ki; (إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ) O kimseler ki, melekler onların ruhlarını alıp onları vefat ettiriyor, fakat nasıl onlar ruh teslim ediyor meleklere? (ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ) Nefislerine zulmetmiş vaziyette. Allah Tealâ’nın dinini yaşamadan. Allah Tealâ’ya isyan ederek meleklere ruh teslim edenler var ya, (قَالُوا) ruhları alan melekler, ruhlarını verenlere diyecek ki (فِيمَ كُنْتُمْ) siz neredeydiniz? Niye böyle zalim yaşadınız? Zalimane bir şekilde bize ruh veriyorsunuz, teslim ediyorsunuz, ölüyorsunuz. (قَالُوا) onlar diyecek ki (كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الْأَرْضِ) Efendim biz yaşadığımız yerde eziliyorduk. Orada güçsüzdük, orada yapamadık. Pekala (قَالُوا) onlar derler ki (أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللَّهِ وَاسِعَةً) Allah’ın yeri geniş değil miydi? Allah’ın arzı geniş değil miydi? (فَتُهَاجِرُوا فِيهَا) hicret etseydiniz!2  Sizin peygamberinizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve bütün enbiyanın (aleyhisselâm) yolu hicret, niye hicret etmediniz?

Burada geçinemiyorum diye dünyanın bir ucuna gittiniz de, burada dini yaşayamıyorum, Müslümanlık yapamıyorum deyip ne için Müslümanlığını daha iyi yaşayacağın yerlere hicret etmedin?

Efendim ben buraya alışmışım, burada doğmuşum, burada büyümüşüm, buranın havasına suyuna alışmışım burayı bırakamazdım.

Cenâb-ı Hak (celle celâluhû) başka bir ayetinde diyor ki

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra (yaptıklarınızın karşılığını görmek üzere) bize döndürüleceksiniz.3

Aha şimdi ölüyorsunuz, bırakıyorsunuz burayı. Hani burayı bırakamazdınız siz, şimdi bırakıyorsunuz, hem de temelli bir şekilde. Daha gelmeyeceğiniz, görmeyeceğiniz şekilde burayı bırakıyorsunuz. Neden bırakmadınız? Niye hicret etmediniz? Bak niye hicret etmediniz sorusu, hem ruh alıyor melek, hem soru soruyor. Bu sorunun cevabını ancak hicretle verebiliriz ey Müslümanlar. Onun için hepimizin hayatında bir hicret olmalıdır.

Okuduğum hadis-i şerifte de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْه

Müslüman elinin ve dilinin zararlarından diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhacir ise özellikle bugünün muhaciri ise öncelikle Allah Tealâ’nın yasağını terk edendir.4 Yasaktan göç edendir. Cenab-ı Hakk’ın haramlarından Cenab-ı Hakk’ın helallerine, emirlerine, Allah’a isyandan Allah Tealâ’ya itaate göç eden muhacirdir.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الفَتْحِ5  Mekke’nin fethinden sonra hicret yok buyuruyor. Ama bu şu demek, yani Mekke’yi bırakıp Medine’ye gitmek yok. Niye? Mekke şu anda İslam merkezi. Evvelce Mekke darulharp, Medine daruliman idi. O zaman hicret vardı. Sonra Mekke de fethedilince artık Mekke’den Medine’ye hicret yok. Ama İslam’a uymayan bir ortamdan, İslam’a uymayan bir zeminden İslami bir zemine mutlaka intikal hala devam ediyor. Mekke’den Medine’ye hicret kalktı, o farziyet kalktı. Ama hicretin kendisi bâkîdir.

İşte hicretin kolayı bize düştü. Evinin içinde muhacir oluyorsun. Evin içinde, evini terk etmeden de muhacir olabiliyorsun. Onun için inşallah çok tövbeler yapalım. Günahları terk edelim ve İslâmî, Kur’ân-î bir hayata yeniden koyulalım inşallah. Böylece biz de hicretimizi yaşamış ve neden hicret etmediniz sorusuna muhatap olmayalım inşallah.

Dipnotlar

1- Bakara Sûresi: 218
2- Nisa Sûresi: 97
3- Ankebut Sûresi: 57
4- Buhari, İman: 3, No: 10, 1/13.
5- Buhari, Cihad: 1, No: 2631, 3/1025.