İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Ağustos 2017 ismailaga-kursusunden Full view

İsmailağa Kürsüsünden – Ağustos 2017

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ     بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينْ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلَهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ

يَمْحَقُ اللَّهُ الرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ وَاللَّهُ لَا
يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ1

مَا أَحَدٌ أَكْثَرَ مِنْ الرِّبَا إِلَّا كَانَ عَاقِبَةُ أَمْرِهِ إِلَى قِلَّةٍ2

Cemât-i Müslimîn, İhvân-ı Dîn! Dîn-i Mübîn-i İslâm’ın iki tane mühim ruknü, temel direği, esası vardır. Bunlardan bir tanesi: Allah Teâlâ’nın emrettiklerine kulun sımsıkı sarılmasıdır. Diğeri Allah Teâlâ’nın ve Rasulü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) yasaklarından uzak durması, korunması, sakınmasıdır.

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا

Rasulüllâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) sizlere neyi getirdiyse onu hemen alın. Ağırdan almayın. Allah Teâlâ’nın emri olarak duyduğunuz şeyi hemen yapın, ona koşun.

وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا

Rasulüm hangi şeyden sizi nehyettiyse, hangi şeyi size yasak ettiyse ondan da hemen vaz geçin.3  Sonra yaparım, sonra bırakırım demeyin. O günahı hemen bırakın. İşte dindarlığın esası budur. Emir tutmak ve yasaklardan sakınmaktır.

Lakin bu iki esasın öncelikli olanı, en önemli olanı ikincisidir, yani yasaklardan sakınmaktır.

Anlaşılıyor ki emirleri tutmak Allah Teâlâ’yı memnun eder. Yasaklardan kaçmak da memnun eder ama yasaklardan kaçmak emirleri yapmaktan daha çok memnun eder. Emirleri yapmamak Mevlâ’yı kızdırır. Yasakları ihlal etmek de kızdırır, ama haramları işlemek daha çok kızdırır.

Ey Müslümanlar!

Rasulüllâh’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem)   Allah Teâlâ’nın Rasulü olarak bizlere haram olduğunu, kebair olduğunu beyan ettiği günahlardan zaten ayet-i kerimelerle sarih olarak anlattığı, haram olduğunu bildirdiklerinden bir tanesi, hatta en büyüklerinden bir tanesi faizdir.

Allah Teâlâ buyuruyor ki;

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ فَإِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ

(يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ) Ey mü’minler, Allah’tan korkun (وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا) faizden kalanı bırakın. Olan oldu, kalanı bırakın. Hemen bırakın, (إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ)Eğer mü’minler iseniz.4 (فَإِنْ لَمْ تَفْعَلُوا) Eğer yapmazsanız, faizden kalanı hemen bırakmazsanız (فَأْذَنُوا) bilin (بِحَرْبٍ) büyük bir savaşı (مِنَ اللَّهِ) Allah’tan (وَرَسُولِهِ) ve Rasulünden. Allah ve Rasulü ile büyük bir savaşa girdiniz, bunu bilin.5

Allah Teâlâ ve Rasulü ile savaşan herhalde Allah’ın dostu olmaz. Ve herhangi bir savaşın neticesi ne olur bilinmez ama bu savaşın neticesi en başından bellidir.

(كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي) Allah Teâlâ yazdı, Allah Teâlâ ferman buyurdu; Ben ve Rasullerim galip geleceğiz,6 diğerleri mağlup olacaklar.

Ey Müslümanlar!

Adem aleyhisselâm’dan bugüne, bu günden kıyamete kadar bu faizin Allah Teâlâ’nın hükmünde, onun dininde, onun nezdinde helal olduğu bir an geçmemiştir. Faiz bütün ümmetlere haram kılınmıştır.

(أَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا= Allah Alış-verişi helal, faizi haram kıldı)7 Ayet-i kerimesi usul-ü fıkıh esaslarına göre bu manayı ifade ediyor.

Şimdi faiz yaygınlaştı, herkes alıyor, Olabilir. Önemli olan faizin insanların katındaki durumu değil, Allah Teâlâ’nın nezdindeki hükmüdür. Allah Teâlâ faiz için ne buyuruyor? Allah Teâlâ alışverişi helal, faizi haram kılmıştır, mevzu bitmiştir.

İnsanlar azınlıklarıyla veya çoğunluklarıyla Allah Teâlâ’nın hükmüne te’sir edemezler. Çünkü Allah Teâlâ’nın hükmüne te’sirin şartı: Allah’ın bir ortağının olmasıdır, halbuki Mevlâ’nın ortağı yoktur.

(وَلَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِهِ أَحَدًا) Allah Teâlâ hükmüne kimseyi ortak kabul etmez.8 Haram haramdır. Bitti. Ne kadar haramdır? Kâbe’nin gölgesinde kişinin normal bir yabancı kadınla değil, mahremiyle zina etmesi gibi haramdır. Bu benzetme hadîs-i şeriflerle sabittir.

Ama bu faiz, bu haram bizi o kadar değiştirdi ki insan dinini savunmuyor da haramı savunuyor. Yaptığını savunuyor, haramın böyle bir özelliği var. Haram işlene işlene, yaygınlaşa yaygınlaşa insanların gözünde ehvenleşiyor, hatta bazen elzemleşiyor. Faizci olan insan faizi öyle savunuyor ki sanki faiz lazım, onsuz olmaz.

Ne dersen de hak bu! (فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلَّا الضَّلَالُ) Haktan sonra dalalet vardır.9 Ne dersen de boşuna.

Ey Müslümanlar!

Kur’ân-ı Kerîm’de faizle alakalı bir sayfa faiz ayeti var, peş peşe ve farklı yerlerde faizden bahseden ayetler de var. Cenâb-ı Hak hutbemizin başında okuduğumuz ayet-i kerimede buyuruyor ki;

(يَمْحَقُ اللَّهُ الرِّبَا) Allah Teâlâ faizi mahveder.10 Allah Teâlâ faizi mahveder yani yok eder, eritir, batırır.

Diyeceksiniz ki falanca faizci ama hiç batmadı. Demek ki ahirette batacak. Batmanın sonu yok ki. Batmak dünyayla sınırlı değil ki. Cehenneme batmak var.

Bir de Allah Teâlâ’nın emri var. Nedir o? Zekat ey Müslümanlar. Ayetin devamında buyuruyor ki;

(وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ) Allah Teâlâ faizi batırır. Faizciyi batırır, bitirir. Ama Allah Teâlâ zekatı, zekat başta olmak üzere sadakaları arttırır, bereketlendirir.11  Zekat verenin her şeyini arttırır. Malı artar. Artmasa bile feyzi artar, bereketi artar, dini artar, takvası artar, sevabı artar.

(وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ) Allah nimete nankörlük eden ve çokça günah işleyen kimseleri sevmez.12

Mevlâ Teâlâ Rum Sûresinde şöyle buyuruyor: (وَمَا آتَيْتُمْ مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَ فِي أَمْوَالِ النَّاسِ) İnsanların mallarında artması için verdiğiniz faizler, aldığınız faizler (فَلَا يَرْبُو عِنْدَ اللَّهِ) Allah katında artmaz,13 azalır, yok olur, sıfıra müncer olur, iflasa gider. Dünyada iflas olmasa da ahıret iflası vardır. (وَمَا آتَيْتُمْ مِنْ زَكَاةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ) Allah’ın rızasını murad ederek zekat veriyorsunuz ya, İşte bu zekat verenler, bunlar da katlayanlardır. Neyi katlıyor? Sevaplarını, servetlerini, kemâlatlarını, faziletlerini katlıyor.14

Ey Müslümanlar! Ramazan zekat ayı değildir. Zekat ne zaman farz olsa verilmelidir. Lakin Ramazanda bir farz, Ramazanın dışındaki yetmiş farza denk olduğu için, tâ başından bu güne kadar Müslümanlar bir taşla yetmiş kuş vurmak için zekatlarını Ramazana ayarlamışlardır. Bir taşla üç kuş değil, yetmiş kuş. Yani hem zekatı vereceğiz, hemde yetmiş kat sevap alacağız. Onun için Ramazan ayı bu zekat için seçilmiştir.

Ey Müslümanlar! Şimdi Ramazan-ı Şerifin sonlarına doğru geliyoruz. Artık bu zekat hesaplarımızı çok açık, net, kesin bir şekilde zekat veriyor gibi yaparak değil, doğrudan zekatı vererek bu işleri bitirelim.

Okuduğum hadis-i şerifte yine faizle ilgili Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)   şöyle buyuruyor:

مَا أَحَدٌ أَكْثَرَ مِنْ الرِّبَا إِلَّا كَانَ عَاقِبَةُ أَمْرِهِ إِلَى قِلَّةٍ

(مَا أَحَدٌ أَكْثَرَ مِنْ الرِّبَا) Bir kişi faizi artırmaz. (إِلَّا) arttırdıkça (كَانَ عَاقِبَةُ أَمْرِهِ إِلَى قِلَّةٍ) onun iş hayatının akibeti azlığa, yokluğa varır, iflasa gider.15 Şunu da alalım, şu sıkıntıyı bir aşalım, şu köşeyi dönelim dersiniz ama bunu faidesi olmaz. Onun için faizi arttıran bir insan ancak kılleti arttırıyor. Yani azlığı, azalmayı, yokluğu arttırıyor. İflasa doğru koşmuş oluyor. Bundan Allah’a sığınırız.

Aman faizden geri duralım. Aman mutlaka zekatlarımızı kuruşu kuruşuna hesap edip ödeyelim inşallah.

1- Bakara Sûresi: 276. ayet
2- İbni Mace, Ticarât: 58, No: 2279, 2/765.
3- Haşr Sûresi: 7. ayet
4- Bakara Sûresi: 278. ayet
5- Bakara Sûresi: 279. ayet
6- Mücadele Sûresi: 21. ayet
7- Bakara Sûresi: 275. ayet
8- Kehf Sûresi: 26. ayet
9- Yunus Sûresi: 32. ayet
10- Bakara Sûresi: 276. ayet
11- Bakara Sûresi: 276. ayet
12- Bakara Sûresi: 276. ayet
13- Rum Sûresi: 39. ayet
14- Rum Sûresi: 39. ayet
15- İbni Mace, Ticarât: 58, No: 2279, 2/765.