İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Temmuz 2017 ismailaga-kursusunden Full view

İsmailağa Kürsüsünden – Temmuz 2017

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ     بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينْ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلَهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ

أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ (1) حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ (2) كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ (3) ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ (4) كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ (5) لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ (6) ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ (7) ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ (8)

يَقُولُ ابْنُ آدَمَ مَالِى مَالِى – قَالَ – وَهَلْ لَكَ يَا ابْنَ آدَمَ مِنْ مَالِكَ إِلاَّ مَا أَكَلْتَ فَأَفْنَيْتَ أَوْ لَبِسْتَ فَأَبْلَيْتَ أَوْ تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ1

Cemât-i Müslimîn İhvân-ı dîn!

Gözümüzü açmalıyız ama aç gözlü olmamalıyız. Tok gözlü olmalıyız. Yani kanaatkar olmak lazım (اَلْقَناَعَةُ كَنْزٌ لاَ يَفْنَى) Kanaat tükenmeyen bir hazinedir. Bu böyle olmakla beraber bugün insanlıkta dün olduğu gibi bir çoğaltma yarışı var. Çoğaltma yarışı. İnsanlar müştereken, karşılıklı olarak birbirleri ile yarışarak hep çoğaltma peşindeler. Keşke bu din yolunda, Allah yolunda, maneviyat yolunda olsa. Ne gezer! İnsanlar dünyalıkta, mal-mülk çoğaltmakta, evlat çoğaltmakta, binaların katlarını, yatları çoğaltma yarışındalar. Hep bu hususta birbirlerini geçmeye çalışıyorlar. Hep bu hususta birbirlerini geride bırakmaya çalışıyorlar. Maalesef manzara bu.

Şimdi okuduğumuz Tekasür Sûresine gelelim: (أَلْهَا) Meşgul etti (كُمُ) sizi. Sizi meşgul etti, oyaladı ve alıkoydu. (التَّكَاثُرُ) yani benim çok var diyor karşındaki, sen benim daha çok var diyorsun veya sen diyorsun ki benim çok olmalı, karşındaki diyor ki benim daha çok olmalı. O kaç katlı bina ruhsatı aldı? Üç. Ben beş kat almalıyım. O beş aldı, ben yedi kat almalıyım.

(التَّكَاثُرُ) çoğaltma yarışı, toplu olarak böyle çoğaltma peşinde olma yarışı, daha yaygın manası ile mal çoğaltmak demektir.

(حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ) Öyle ki kabirleri ziyaret ettiniz.

Ey Müslümanlar buraya iki mana verilir. Bir tanesi şu: Çokluk, benim akrabam, benim aşiretim daha çok. Benim akrabamdan, benim ailemden, benim ecdadımdan çok hocalar çıktı, çok şeyhler çıktı. Mezarlara gittiniz, aha bak şu benim dedem, bu dedemin babası, bu babamın amcası, babamın dayısı, hacı, hoca, şeyh veya ağa, paşa. Kabirleri ziyaret ediyorsunuz, birbirinize babalarınızın dedelerinizin kabirlerini gösteriyorsunuz. ‘Bak ben nasıl bir adamım, benim ecdadıma bak,’ diyorsunuz. Oysa sana bakmak lazım ecdadın geçti!

İkinci manası: Yani o kadar bu çoğaltma yarışı sizi öyle alıkoydu, aldattı, oyaladı, meşgul etti ki, o meşgaleyle ölüme gittiniz, gafil bir vaziyette öldünüz, mezara girdiniz. Mezara girene kadar böyle devam ettiniz. Pazara kadar değil, mezara kadar bu yarışın peşindeydiniz.

(كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ) Kullarım yakında bilirsiniz. (ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ)Sonra bir kez daha söylüyorum yakında bilirsiniz. (كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ) Kesinen bilseniz bu yaptığınızın yanlış olduğunu. Ama bunu anlamıyorsunuz, buna devam ediyorsunuz. (لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ) Bu gidişle cehennemi göreceksiniz. (ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ) Sonra aynel-yakîn, Cehennemi yaşayarak göreceksiniz. (ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ) O gün nimetlerin hepsinden sorulacaksınız. Herkes sahip olduğu nimetten, o nimeti ne yaptığından, o nimetle ne yaptığından sorulacaktır.

Okuduğumuz hadisi şerifte Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)şöyle buyuruyor:

يَقُولُ ابْنُ آدَمَ مَالِى مَالِى قَالَوَهَلْ لَكَ يَا ابْنَ آدَمَ مِنْ مَالِكَ إِلاَّ مَا أَكَلْتَ فَأَفْنَيْتَ أَوْ لَبِسْتَ فَأَبْلَيْتَ أَوْ تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ2

Ademoğlu malım malım der. Malım, param, kazandım, kaybettim, iş olmadı, müşteri gelmedi, ödeme yapamadım, ödemeyi tahsis edemedim. Hep hesap bu, hep hesap bu; Malım, malım, malım, malım. Mal geldi, mal gitti, gelmedi, gitmedi. Kulum Ademoğlu bunu söyler. (قَالَ) Mevla buyuruyor ki (وَهَلْ لَكَ يَا ابْنَ آدَمَ مِنْ مَالِكَ) Ademoğlu senin için malından var mıdır? (إِلاَّ مَا أَكَلْتَ) yoktur, illa ancak yediğin var ya, şu boğazından aşağı giden var ya, odur senin malın ya. Gerisi nedir? Depo.

(إِلاَّ مَا أَكَلْتَ فَأَفْنَيْتَ) Yiyip bitirdiğin (أَوْ لَبِسْتَ فَأَبْلَيْتَ) giyinip eskittiğin elbiseler senindir (أَوْ تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ) veya da benim yolumda tasadduk edip ahirete gönderdiğindir. Başka bir şey yok. Ortalık malda olsa, sonuçta senin midenin kapasitesi bellidir. Giyeceğin elbise bellidir. Bunların hepsi geçicidir. Bunların hepsi fanîdir. Ama seni yarın bulacak olan, bugün o hırstan vazgeçip o açgözlülükten vaz geçip tok gözlü olarak Allah için, Allah rızası için Allah yolunda harcadıklarındır.

Bir âyeti kerimesinde Mevlâmız şöyle buyuruyor:

اِعْلَمُوا أَنَّمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْأَمْوَالِ وَالْأَوْلَادِ…

(اِعْلَمُوا) Biliniz ey kullarım (أَنَّمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا) dünya hayatı ve dünyacıların hayatı şu beş şeyden ibarettir: (لَعِبٌ) oynamak, dünya erbab-ı dünya oynuyor, eğleniyor, keyif çatıyor, zevk yapıyor, tatil yapıyor, (وَلَهْوٌ) Eğlence, eğleniyor. (وَزِينَةٌ) süs, süslemeler yapılıyor. Binaların dış cepheleri kapanıyor, kadınlar, kızlar açılıyor. (وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمٌْ) Aranızda iftiharlaşma, yani biriniz diğerinize, diğeriniz diğerine hep bir üstünlük taslama, bir böbürlenme, kibirlenme, kendini beğenme hali. (وَتَكَاثُرٌ فِي الْأَمْوَالِ وَالْأَوْلَادِ) Ve mal ve çocuk çoğaltma yarışı. Yarışıyorsunuz.3

Allah Tealâ şöyle buyuruyor:

وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ ….

(وَسَارِعُوا) koşuşun, hep beraber, toplu olarak. Yavaş yavaş ağır adımlarla değil, koşarak. Nereye koşun? (إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ) Rabbinizden büyük bir mağfirete koşun (وَجَنَّةٍ) Cennete koşun buyuruyor burada.4

Dünyada yukarıda anlattıklarımızın peşindesiniz. Ama burada kalıcı değilsiniz. Dünyanın kendisi fani. Siz efna, siz daha fani. Akşam-sabah yokuz yani. Ama ahiret geliyor, ahiret sonradan gelene, ama geçmeyene deniyor. Yukarıda okuduğum ayeti kerimenin devamında Allah Teâlâ: (وَفِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ) ahirette ise şiddetli azap, o azabın yeri olan cehennem var (وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانٌ) Bir de Allah Tealâ’dan mağfiret, rahmetinin, rızasının yeri olan cennet var. Ahirette, önünüzde!

Gününüze bakmayın önünüze bakın. Bugün geçiyor, geçene mazi derler. İstikbal diyorsunuz, istikbal ahirettir. Ahirette bir cennet var, bir cehennem var, üçüncüsü yoktur. Bütün insanlar mahşerde iki kola ayrılacak. Bir grup cennete, bir grup cehenneme gidecek. Kimseye ismen taahhüt verilmiyor. O halde dünya hayatı aldatıcı bir şeydir. Dünyadaki konumun, dünyadaki durumun seni aldatmasın. Varlığın da aldatmasın, darlığın da aldatmasın seni. Hakim olman da aldatmasın, mahkum olman da aldatmasın. İkisi de geçicidir.  Bunlar geçecek, cennet ve cehennemden ibaret olan bir ahiret önüne gelecek ve kalacak.

Şimdi Mevlâ Teâlâ bize hedef gösteriyor, buyuruyor ki: (سَابِقُوا) yarışın, müsabaka, yarış, birbirini geçme, geçmeye uğraşmak. Birbirinizi geçmeye uğraşın. Birbirinizi geride bırakmaya çalışın. Nerede yarış? (إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ) Rabbinizin mağfiretine. Önce ben koşayım, ben bağışlanayım, ben af olayım, ben cennetlik olayım diye herkes böyle bir öncelik almaya çalışsın. Yarış yapın! (وَجَنَّةٍ) cennet için yarışın buyuruyor.5

Başka bir âyetinde (فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ) Hayırlı işlerde birbirinizi geçmeye çalışın.6 İsyanda fıskta, fücurda değil, dindarlıkta, takvada, marufta birbirinizi geçmeye çalışın!

Dipnotlar


1- Müslim, Zühd ve Rakaik: 3, No: 2958, 4/2273.

2- Müslim, Zühd ve Rakaik: 3, No: 2958, 4/2273.

3- Hadid Sûresi: 20

4- Âli İmran Sûresi: 133

5- Hadid Sûresi: 21

6- Mâide Sûresi: 48