İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Haziran 2017 ismailaga-kursusunden Full view

İsmailağa Kürsüsünden – Haziran 2017

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ     بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينْ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلَهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ

(الَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُوا إِيمَانَهُمْ بِظُلْمٍ
أُولَئِكَ لَهُمُ الْأَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ)

(لاَ إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ وَلاَ دِينَ لِمَنْ لاَ عَهْدَ لَهُ)

Cemaât-i Müslimîn, ihvân-ı din. Peygamberlerde (aleyhimüssalâtü vesselâm) beş tane üstün vasıf vardır. Daha çok onların hususiyetleri, üstün vasıfları var da bütün peygamberlerde temelde bu beş vasıf vardır. Bunlardan bir tanesi de emanettir. Yani peygamberler, emin insanlardır. Emin, demek çok güvenilir demektir. Çok güvenilir, fevkalade güvenilebilecek insan demektir.

Efendimizin de (aleyhissalâtü vesselam) ismine Emin lakabı diyelim, o vasıf kavmi tarafından, Kureyş kabilesi tarafından ilave edilmiştir. Dedesi tarafından Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ismiyle adlandırılmış, kavmi tarafından da ‘Emin’ diye adlandırılmıştır. Muhammed’ül Emin yani çok güvenilen demektir. Her bakımdan güvenilen, aklına, iffetine, her şeyine güvenilen demektir. Güven kaynağı olan insan demektir. Her şeyin temeli de budur ey Müslümanlar!

Mesela evleniyorsun ve koca olacaksın. Kocalığın temelinde güven olmalı. Hanımlığın temelinde güven olmalı. Yani aile güven temeli, esası üzerinde ancak var olabilir. Hocalık yapacaksın aynıdır. Hoca güvenilir olmalı. Talebesine güven vermeli. Talebelik yapacaksın yine güvene ihtiyaç var. Umut vereceksin, güven vereceksin. Esnaflık yapacaksın,  en temel vasfın güvenilir olmak olmalıdır. En temel vasıf, caminin imamında da bu olacak, kürsünün vaizinde de bu olacak, minberin hatibinde de bu olacak, esnafta da bu olacak, müşteride bu olacak, kocada bu olacak, hanımda bu olacak.

Şeyhte eminlik vasfı olacak, mürid’de emin olacak. Komşu komşuya güvenecek, komşu komşuya karşı birbirine güven telkin edecek. Kısacası her şeyin temelinde emanet vardır. Yani emin olmak vardır. Allah hainleri sevmez ey Müslümanlar. Hıyanet temeli üzerinde ne kocalık olur, ne hanımlık olur, ne analık-babalık ve evlatlık olur, ne hocalık-talebelik olur, ne şeyhlik-müridlik olur ne de yönetici-yönetilenlik olur.

Her şeyin temelinde emanet vardır. Her şeyin temelini berhava eden de hıyanettir, hainliktir. Şu’arâ Sûresine baktığımız zaman, orada mesela birçok peygamberden, o peygamberlerin kavimlerine olan tebliğlerinden bahsediliyor. Bütün peygamberlerin o sûrede çokça tekrar edilen şöyle bir sözü oluyor:

(إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ)

“Ben size gönderilmiş bir elçiyim, ama emîn elçiyim” (Şu’ara Sûresi: 107/125/143/162/178)

Yani Allah Teâlâ ona güveniyor, davasını ona emanet ediyor. Allah’ın güvenilir kulu. Ey insanlar siz de bana güvenebilirsiniz. Yani ben güvenilir bir insanım demiş oluyor peygamberler. Zaten bu güven oluşmadan iman olmuyor. İnanmak, bağlanmak için güvenmek lazım. Güvenince inanıyor.

Ey Müslümanlar Efendimiz (sallallâhu aleyhi vesellem) de bu güven, bu eman o kadar üstün bir ahlak olarak tecelli etmiştir ki; Abdullah ibni Selam (radıyallâhu anh) Yahudi ulemasının ileri gelenlerindendi. Efendimize iman eden sayılı Yahudilerdendir. Yahudilerin çoğu inanmamıştır. Bir kısmı inanmış, işte onların başı Abdullah ibni Selam (radıyallâhu anh) efendimizdir. Çok kıymetli bir büyüğümüzdür.

O diyor ki; Rasulüllah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Medine-i Münevvere’ye teşrif edince bütün insanlar merakla, kimisi şevkle, heyecanla, kimisi merak saikiyle Rasulüllâh’ı (sallallahu aleyhi ve sellem) görmek için huzuruna koştular. Bende merak ettim 13 senedir bir adam duyuyoruz, Mekke’de bir adam çıkmış, kimisi hain diyor, kimisi emin diyor, kimisi iyi diyor, kimisi kötü diyor. Bende merak ettim gittim diyor Rasulüllâh’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilk gördüğümde baktım ki bu adamda hiç yalancılık, üçkâğıtçılık, hilekârlık yok, böyle bir sima görmedim onda diyor. Hiç onda yalancı yüzü yoktu diyor. Efendimizi görür görmez, kendisinde de göz var ya, kör değildi demek ki onu gördü. İşte bu emana bugün çok ihtiyaç var.

Bugün bu eman yani güven yok, neden yok? İki sebepten. Mesela bana birisi dese, hiç kimseye güvenmiyor diye, bunun iki sebebi var, biri benden kaynaklanıyor, biri ondan.

Önemli olan da benden kaynaklanandır. Yani güven vermesi gereken insan bunu kaybettiği zaman, ondan güven bekleyen insan da zaten o güveni göremeyecek demektir.

Bugün Müslümanlara hiç iyi gözle bakılmıyor, bunun iki sebebi var; birisi Müslümanların hataları, insana gîran gelen de budur. İkincisi de İslam dışı insanların kendi yanlış bakışları. Müslümanlar özünde güveni mutlaka tesis etmelidir.

Muhammed’ül Emin (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ümmeti olarak insanlara güven telkin etmeliyiz. ‘Efendim güven telkin edince, hemen güvenecek mi,’ güvenmezse o onun problemidir. Ama biz bu güvene sahip olmalıyız. Özümüzde, şahsımızda biz emin olmalıyız ve insanlara bu eman ve emniyeti, bu güveni telkin etmeliyiz. Bu güven “ben çok sağlamım, güvenilirim ben, bana güvenebilirsin,” demekle değil, özle olmalıdır!

Okuduğumuz âyet-i kerîmede Rabbimiz (cellecelâluhû) buyuruyor:

(اَلَّذِينَ آمَنُوا) O kullar ki iman ettiler. (وَلَمْ يَلْبِسُوا إِيمَانَهُمْ بِظُلْمٍ) imanlarına zulüm bulaştırmadılar, imanlarına zulüm bulaştırmayanlar (أُولَئِكَ لَهُمُ الْأَمْنُ) işte eman, emniyet onlarındır. Yani onlar emin insanlardır. Dünyada da emindir, ahirette de cehennemin azabından Allah’ın gazabından emindirler. Onlara eman vardır. Nerede? Dünyada, kabirde, mahşerde, cennette onlara eman vardır. (وَهُمْ مُهْتَدُونَ) Onlar hep doğru yolu bulan insanlardır. (En’am Sûresi: 82. Ayeti kerime) Peki, bu insanların en temel vasfı ne idi? İman edip imanlarına zulüm bulaştırmamaları idi. Bizde böyle olalım inşallah!

Okuduğumuz hadîs-i şerîfte de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)  şöyle buyuruyor:

لاَ إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ وَلاَ دِينَ لِمَنْ لاَ عَهْدَ لَهُ

(لاَ إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ)

Emaneti olmayan, güvenilirliği olmayanın imanı yoktur. Yani imanı kâmil değildir. İman ancak emanla kemale erer. (وَلاَ دِينَ لِمَنْ لاَ عَهْدَ لَهُ) Sözüne riayet etmeyenin, sözünü tutmayanın dini yoktur. (Ahmed bin Hanbel, 3/135. Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, No: 11532, 11/5163) Dindar sayılmaz. Dinsiz midir? Yani kamil manada böyle mübarek, muhterem bir dindar değildir. Olsa sözüne sadık olur.